1 Ağustos 2011 Pazartesi

bitmeliymiş




evvel zamanlardan gelen bir alışkanlık diyelim biz ona.."biriktirmek"kimi hatıralarını biriktirir kimi arkadaşlarını kimi eşyalarını kimi duygularını biriktirir;sevinçlerini üzüntülerini heyecanlarını..herşey geçmişte başlar..hangi yaralar nasıl açılır bilmem ama bir kere açıldı mı bir daha kapanmaz..

güzel başlayan duygular biter bir gün..bitmez diyeceklerin biter..en nihayetinde ne kadar çırpınsada biter..halbuki onca güzellikler birikmişken bir kenarda güzel yarınlar inşa etmiş ve tam da herşey "maşallah çokta güzel" derken bitiverir de şaşar kalırsın..

dün bir arkadaşımla konuşurken dedi ki "kimin ne yaşadığının pek bir önemi yok.yaşıyoruz işte düşekalka o yüzden biten şeylere şaşırmıyorum artık demek ki bitmeliymiş."

ondan bundan suç bulup ayrıntıya girmenin pekte bir ehemmiyeti yok.bir çırpıda birşeyler yaşanırken sonunda bitiverebiliyor işte.sonradan durduk yere çıkabileceğine inanmıyorum ben fırtınaların..demek baştan derme çatmaymış birşeyler demek tam olmamış demek oturmamış yerine de artçılarlada yerinden oynadıkça bina yapılan sonraki güçlendirmeler kar etmemiş..bir yere kadar dayanmış bina da çatlaklar açıldıkça sonunda çökmüş..

yıkılan binanın enkazını toplamakta bize mi kalmış ne herkes haklı haksız arama derdinde.hakkınız mı var sanki de asıp kesiyorsunuz..dört duvar arasına giripte başbaşa kalındıktan sonra herşey iki kişi arasında.o duvarların arasında ne olduğunu bilemezsiniz..kim iyi kim kötü bilemezsiniz,zaten iyi ya da kötü ayrımınada gerek yok ki arada anlaşmazlık var diye iyi ya da kötü diye etiketleyemezsiniz insanları..

başka zamanlar halhatır sormayıp kötü günlerde vurun abalıya yapmayın,yanan ateşi birde siz körüklemeyin bırakın herkes kendi hayatını tartsın biçsin herkes kendi hayatını yaşasın..

biriktirilen ve ya biriken onca acı tatlı hatıralardan sonra bitmesi tabi ki üzücü..neden bitsin ki diye düşünebilir insan ama işte bitmeliymiş demek ki deyip susmaktan başka çare yok bazı şeylerde.

ee şimdi nolcak?

onca biriken hatıralar eşyalar yaşanmışlıklar da basitçe uçup gitcek mi?

tabi ki uçup gitmicek..kalbi sıkıştırıcak,gözpınarlarını ıslatıcakta gecelerce kalpteki ağırlıktan uyunmayacak..ama elbet bir gün o da bitecek sonra birgün gelecek iğne batırdığında yaraya hissedilmicek bile..

30 Temmuz 2011 Cumartesi

tercihlerimiz

nasıl bir yolculuktu sizin ki?
eğlendiniz mi,sıkıldınız mı,kahroldunuz mu yoksa fazlasıyla fütursuzmuydunuz..gidip gördüklerinizden memnun mu kaldınız yoksa tatsız anılar mı biriktirdiniz..geçip giderken burayı görmeli deyip heybenize planlarımı biriktirdiniz yoksa bir avazda tükettiniz mi tüm cümleleri..
son hep aynı son çıkılan bu yolda varılan son aynı ..yüzyıllardır değişmedi ve değişmeyecek..o zaman neden bu hırslar,kıskançlıklar,güvensizlikler,yalanlar,çok bilmişlikler,kandırmaya çalışmalar..neden?artık insanoğlu" diye basit bir kelime kurmanın ne kadar lüzumsuz olduğunun farkındayım..tercihlerimiz var ve bu tercihlerin doğrultusunda yola devam ediyoruz..aslında herşey bu kadar basit..fazla dolambaçlı yollara girmeye gerek yok..tartmaya biçmeye gerek yok..olduğu gibi ne kadar yalın o kadar özel..büyütmeden..allamadan pullamadan..
eğer sonlarımız hep aynıysa geriye güzel,eğlenceli,kibarca bir yaşam sürmek kalıyor..ama bu sefer iş gerçeğe dönüştürmekte bitiyor ya da başlıyor..seçim sizin..tercih sizin..

29 Temmuz 2011 Cuma

bir an


hayat ne kadar kısa oysa..sadece "bir an" da olup bitiverir herşey aklın almaz..oysa daha hazırlanacak ne çok bavul,gidilecek ne çok yol,tadılacak ne çok tat ve tanıyacak ne çok insan vardır..uzun vadede uzun planlar yaparken ne kadar pervasızca yarın diye birşey olmadığını unuturuz her birimiz..

uzun küslükler uzun kırgınlıklar bitmek bilmeyen kavgalar yaşarken ne çok kendi hayatımızdan ve karşımızdakinin hayatından çalıyoruz..her geçen saniyeyi o kadar da çok boşa harcıyorken bencilliklerimizden vazgeçmiyoruz..fazlaca fedakarlık yaparken kendimizi eksiltip her bir gün,bencilliklerimizle karşımızdakinin hayatını eksiltiyoruz..

ufacık olayları büyük dertlere çevirip sonunda kendimizi de hırpalıyoruz da aslında yarın diye birşey olmadığını ne kadar çabuk unutuyoruz..

yitirdiklerimizi düşünüp,onlarla yapmadıklarımıza ağlayıp,hayat kısa deyip,özlemlerimizi hergün çoğaltarak hayata devam ederken dönüp dolaşıp yeniden aynı yerimize vardığımızda yazık ki yazıkları oynuyoruz..

bir o kadar basitken zorlaştırdığımız hayatlarımızın "bir an"lık olduğunu nasıl da unutuyoruz..

26 Temmuz 2011 Salı

insanlar tanıyorum

tadı acıtanlar acıtsada vazgeçemediklerimi,ayırt edemediklerimi,içindeki aromayı bir daha bir daha istediklerimi bide ne olursa olsun ağzıma bir daha sokmam dediklerimi.

yırtık ceplerinde bir dolu içi boşaltılmış yiyecek ambalajlarıyla dolaşanları..bazılarının markasını kaybetmemek için yıllarca cebinden çıkarmayanları..bazılarını unutup cebinde yıllar sonra eline geçipte çıkardığında anımsamaya çalışanları..bazılarını bir daha açılmamak üzere kapatanları..

insanlar tanıyorum..

ne olursa olsun yolumdan dönmem diyenleri..yol haritası çizip kendine ağır aksakta olsa ilerleyenleri..dilinde bir ıslık kalbinde hırpalanmış duygular aklında bir sürü avare düşüncelerle..yıkılıp yıkılıp doğrulurken her yıkıldığında kendine yeniden "bir ben" inşa edenleri..

hayatın bugün ya da yarın diye bir zaman kavramı yok..insanlar doğarlar büyürler ve ölürler..herkes kendi hayatında birşeyleri yakalamaya çalışırken yakaladıklarından çok ıskaladıklarına ağlarlar..tamken herşey eksik bırakılır birşeyler..birşeyler hep birşey olarak kalırda adı tam konamazken geçer gider ömürler..

sahneye çıkanlar ve inenler hep vardır da nasıl çıktıklarının ve nasıl indiklerinin pek bir önemi kalmaz..bir vakit gelir hoş sedalar bırakır birileri de adları duyulmaz,kimininde hoş seda bırakmalarına bile gerek kalmadan kalın harflerle yazılır adları..nasıl olduğunuzun ve ne olduğunuzun bir önemi yoktur herkes kendi hazinesinin kapağını açıp ya dağıtır ganimetlerini ya da kimseler görmesin diye diye kaçırır köşe bucak..

ganimetlerini dağıtırken bilgece cömertçe samimice yaklaşan..gözlerine bakarken sıcaklığıyla ısıtan..insan olmaktan başka bir meziyeti olmayan ama olmayanların yanında ışıldayan..

yaş aldığın her yıl daha da farklı hayatları onlarla birlikte kucakladığımı farkediyorum ve sonunda parçaları birleştirip delice akan suya bırakıp bildiğim doğrularla yoluma devam ediyorum..

24 Temmuz 2011 Pazar

empati


en basit anlatımla karşıdakinin yerine kendini koyup anlamaya çalışma eylemi..söz gelimi hepimiz empati yapan insanlarız..hep karşımızdakini anlıyoruz..hemde o kadar iyi anlıyoruz ki onun birşey anlatmasına gerek yok,leb demeden hemde..hemde bir bakıştan..bir dokunuştan..

neyi anlıyoruz?

mutsuzluğu,kırgınlığı,acıyı,derdi,tasayı,gamı,kaderi..her türlü insani duyguyu anlıyoruz..

biz süperiz..

neye göre anlıyoruz peki?

kendi duygularımıza..kendi bakış açılarımıza..değer yargılarımıza göre..yaşam tarzımıza..tabularımıza..büyürken bize empoze edilenlere göre..o günkü psikolojimize göre..karşımızdakini ne kadar ve nasıl tanıdığımıza göre..

empati yapıyoruz yapıyoruz da sonunda ne yapıyoruz anlamakla kalıyoruz..kaçınız empati yaptığınızı söyleyip birdaha o kişiyi yaralamaktan vazgeçiyorsunuz..kaç kere yılan gibi sokmaktan vazgeçiyorsunuz..yargılamaktan vazgeçiyorsunuz peki kaç kere..

zor mu anladım demek..ve gerçekten anlamak..eğer önyargılarınızı beslemeye devam ederseniz zor çok zor..

eğer gerçekten anlıyorsanız da karşınızdakini,o kadar incelik gösterirken ona,sizin bu haşince yaralanmalarınız kaçınılmaz bu sefer..

empati yaparken yorulanlardan sonunda derde deva olmaya çalışırken kendinde takat bulamayanlardan mısınız?

her seferinde anlaşılmadığınızdan yananlardan mı?

ufacık bir mutluluğa tav olacakken onu bile size layık görmeyenleri gördükçe kahrolanlardan mı?

her seferinde başınızı kuma gömüp sonra bir hışım çıkarıp tam bu sefer oldu derken tekrar kuma gömülenlerden mi?

nasılsınız?

empati yapan mısınız yoksa empati yapılmasını bekleyenlerden mi?

hangisini olduğunuzun bir önemi var elbette kendinizce ya da yakınlarınızca ama asıl olanı ve sonunda nokta konulacak tek cümle..

nasıl mutlu olduğunuz?

artık sözüm yok karşısındakini anlamaya çalışmayanlara..doğrucu davutlara..kıranlara..acıtanlara..fedakarlara..vefasızlara..bencillere..gani gönüllülere..şımarıklara..

artık sözüm yok..

anlatmaya gerekte yok..

nasıl mutluysanız hayatınızı öyle şekillendirin..

21 Temmuz 2011 Perşembe

vazgeçtim dünyadan

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Degmez bu yangin yeri, avuç açmaya degmez.
Degil mi ki çignenmis inancin en seçkini,
Degil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Degil mi ki ayaklar altinda insan onuru,
O kizoglan kiz erdem daglara kaldirilmis,
Ezilmis, horgörülmüs el emegi, göz nuru,
Ödlekler geçmis basa, derken mertlik bozulmus,
Degil mi ki korkudan dili bagli sanatin,
Degil mi ki çilginlik sahip çikmis düzene,
Dogruya dogru derken egriye çikmis adin,
Degil mi ki kötüler kadi olmus Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalniz komak var, o koyuyor adama.

19 Temmuz 2011 Salı

acımadan kanattılar yaralarımı..

sus diyorum sus içim..daha fazla konuşma yorma daha da yorulan bu kalbi..gerek yok yıkıntıların arasından uzanıp savaşmaya çalışmaya..sus ki daha da büyümesin yakarış olmasın kelimelerin..sus ki daha da harap olmasın kalp atışların..